Son Dakika
03 Temmuz 2022 Pazar
09 Haziran 2022 Perşembe, 23:39
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

PROF. DR. MEHMET ERÖZ DOĞDUĞU KENT SÖKE’DE ANILIYOR

           Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Söke İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Akkoyun hocamdan “Söke’nin, Aydın’ın, Türkiye’nin ve Türk Dünyasının yiğit evladı,  büyük âlimi, ömrünü Yörükler başta olmak üzere, Doğu Anadolu’nun Türklüğü, Marksizm-Leninizm Tenkidi, Atatürkçülük ve Türk Milliyetçiliğine vakfeden Rahmetli Prof. Dr. Mehmet Eröz’ü; iletişim, sosyoloji, sinema, turizm, psikoloji başta olmak üzere disiplinler arası bir yaklaşım bakış açısıyla Prof. Dr. Zeynep Aslan’ın başkanlığında gerçekleştirilecek bir etkinlikle vefat yıldönümünde Söke’de anacağız. Katılım ve her türlü desteğinizi bekliyoruz.” diye bir davet aldım.

           Ömrünü Türk Dünyasına hizmete adamış, genç denilebilecek bir yaşta, 56 yaşında, vefat etmesine rağmen, gelecek nesillere miras olarak çok önemli eserler bırakan hocamızın, doğduğu kentte anılması beni çok duygulandırdı. Böyle bir anma programını düzenleyenler, katkı sağlayanlar çok güzel bir vefa örneği gösterdiler.

            Prof. Dr. Mehmet Eröz hocamı çok arzu etmeme rağmen sağlığında tanıma imkânım olmadı. Hocamızı, ancak bizlere bıraktığı eşsiz eserlerle tanıyabildik. Bu yüzden Hocamızı bıraktığı güzel eserlerden alıntılarla anlatabilirim.   Hocamızın bıraktığı eserler fikirlerimin ve gönül dünyamın kılavuzu oldu. Her şeyin Türk’e göre Türk tarafından Türk için yapılması ilkesini hocamızdan öğrendik.

            Ötüken Yayınları Mehmet Eröz hocayı yayımladığı  ‘Türkiye’de Alevilik-Bektaşilik’ kitabının önsözünde; “ Toplumbilimci, şair (D. 1930, Söke / Aydın – Ö. 20 Haziran 1986, İstanbul). İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (1955) mezunu. Türkiye Şeker Fabrikalarında bir süre yöneticilik yaptıktan sonra girdiği İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde Prof. Dr. Ziya Fahri Fındıkoğlu’nun asistanı oldu. 1965’te ‘Yörüklerin İktisadi ve İçtimaı Teşkilatı’ teziyle doktorasını verdi. 1971 yılında ‘Marksizm-Leninizm ve Tenkidi’ teziyle doçentliğe, 1977 yılında da ‘Türkiye’de Alevilik ve Bektaşilik’ tezi ile profesörlüğe yükseldi. Öldüğünde, İstanbul İktisat Fakültesi öğretim üyeliğini sürdürmekteydi. ‘Türkiye’de disiplinler arası anlayışla, araştırma yapmanın gereğini gündeme getirmiş ve bu anlayışla saha çalışmaları yapmış Türkiye’nin yetiştirdiği ilk sosyologdur.” diye tanımlıyor.

              Hocamızı en güzel kendi ifadeleri anlatıyor. Ağustos 1972’de Töre Dergisinde Deniz Dağoğlu’nun kendisi ile yaptığı mülakatta hayatı ile ilgili olarak şu bilgileri verir hocamız: “Aydın’ın Söke Kazasında doğdum. Kırk bir yaşındayım. Babam, Antalya ile Mersin arasından, Toroslardan gelen Yürüklerin kurduğu Serçin köyündendir. Anam da, bir kolu Kara tekeli Yörüğü, diğer kolu Ak kuzulu Yörüğü olan, Germencik ve Ortaklar’a yerleşen Akkuşoğlu Hasan Hüseyin Ağa’nın kızıdır. Babamın babası, Serçinli Hasan Efendidir. Kışı Söke’de geçirir, yaz aylarında, köye, incir bahçemize göçerdik.”

             Nasıl bir çevrede yetiştiğini ve ilham kaynağını da şöyle ifade eder: “Akrabaların ve diğer köylülerin hafta da bir pazardan gelirken alıp getirdikleri gazeteleri okur

https://www.puttygen.net/

, II. Dünya Harbi hakkında konuşurduk. On yaşlarındaki çocuğun okuyuşunu ve fikirlerini zevk ve takdirle dinlerlerdi. Bu sıralarda, Keloğlan, Nasreddin Hoca, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Ferhat ile Şirin, Âşık Garip, Kan Kalesi, Hayber Kalesi vs.yi okur, bazılarını anneme de okurdum. Dinî ve millî heyecanımızın ilham kaynakları böyle bir içtimaî muhitti. Dinî heyecan ve şuurumu, bilhassa, iyilik, merhamet, yardımseverlik abidesi olan dedeme borçluyum. On bir yaşında anacığımı kaybedince, bu bahçelere gitmez, millî kültürün pınarlarından içemez oldum.”

        Sosyolog Akademisyen Amiran Kurtkan Bilgiseven ise Eröz’ün “Alevi ve Sünni Türklüğü” üzerinden onun bakış açısını şu şekilde sunar; “Eröz’e göre, Türklük ruhunu bu kadar kuvvetli gözeten, Anadolu’nun bu temiz insanlarının evlatları sağlam bir kültür politikası ile Türk-İslam değer hükümlerinin ve İslamiyet’e uygun olan Türk törelerinin etrafında birleştirilmeli, bütünleştirilmelidir. Sünni olsun Alevi olsun bu gençlerin hepsi bizimdir, bizim evlatlarımızdır. Hangisi hangisinden incinse, düşmanların değil, bizim yüreğimiz kan ağlar. Bu gerçeği Pir Sultan Abdal’ın kitabına aldığı iki mısra ile dile getiren Eröz, gönlündeki hüznü; “İki kardeş karşı karşı salındı, Ciğerciğim delik delik delindi.” şeklinde ifade eder.

        Prof. Dr. Mehmet Ersöz hocam, Türkiye’nin yetiştirdiği önemli bir ilim adamı ve sosyologdur. Türk sosyolojisine önemli katkıları olmuştur. Onun en önemli özelliği, fazla ilgilenilmeyen ve uzak durulan alanlarda araştırma yapması, bu konulara ağırlık vermesidir. Bu konulardan bazıları, Türk Kültürü, Türk Aleviliği, Doğu Anadolu Meselesi olarak sayılabilir.

         Çok çalışan, yorulan, büyük emekler sarf ederken gelecek nesillere eğitici, öğretici ve yol gösterici eserler bırakan hocamız, bütün bu emekleri ve yorgunluğu için İktisat Sosyolojisine Başlangıç kitabının üçüncü baskısının önsözünde şöyle diyor; “ Büyük Türk bilgini Beyrûnî’nin dediği gibi yorgunluğu, – ilim tadı-gideriyor.”

         Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı tarafından yayınlanan “Yörükler” adlı kitabının önsözünde Vakıf  Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan hocam söyle diyor; “Aramızdan çok erken ayrılan, aziz dostum, kıymetli kardeşim Prof. Dr. Mehmet Eröz’ün, dağ dağ, yayla yayla dolaşarak hazırladığı bu eseri basmaktan büyük şeref duyuyoruz. Prof. Dr. Mehmet Eröz’ün uzağında veya yakınında bulunanlar onun nasıl bir ciddi ilim adamı olduğunu, nasıl bir tavizsiz ülkücü insan olduğunu, kalbinin nasıl temiz ve her hücresinin nasıl TÜRKLÜK aşkı ile dolu olduğunu çok iyi bilirler. İlim ve Türklük aşkını birleştirerek hazırladığı bu kitap bir ‘Doktora tezidir.’  Teorik ve tatbiki bir çalışmadır. Mehmet Eröz bu tezle Anadolu Yörüklerinin sevgilisi olmuştur.”

          “Doğu Anadolu’nun Türklüğü” adlı kitabının Ötüken Yayınları tarafından yayınlanan ikinci baskısının önsözünü şu veciz sözlerle bitiriyor Prof. Dr. Mehmet Ersöz hocamız; “Türk milletinin ve Türk devletinin, kendi parçası olan Doğu Anadolu halkına olan sevgi dolu bakışının, rahmetli şair Kemalettin Kamu’nun “Bingöl Çobanları” adlı şiirinde, erişilmez bir güzellikle âdeta dile getirilmiş olduğunu görürüz. Bütün manâ yükü ve sevgi yumağı ile onu gönülden paylaşıyor, son iki mısraını Doğulu Türklerimize armağan ediyoruz:

      Gönlümü yayla yaptım, Bingöl çobanlarına;

      Bingöl yaylalarının, mavi dumanlarına.”

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...