Son Dakika
15 Eylül 2019 Pazar
06 Ekim 2016 Perşembe, 23:57
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

YAŞAMAK SADECE NEFES ALIP VERMEK DEĞİLDİR

YAŞAMAK SADECE NEFES ALIP VERMEK DEĞİLDİR

‘Alıp verdiğimiz nefes de gönüldeki sıkıntıyı, derdi temizler, arıtır, adeta insanın içini cilalar. İnsan bir an bile nefes alıp veremezse, varlığına yokluk gelir çatar.’  Mevlâna (Divan-ı Kebir, Cilt-I, 26)

‘Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, ne mutlu sana!’ diyor Mevlâna’ya atfedilen sözde de.

Ölümü öldürüp kabir kapısını kapatmak mümkün değil. Vademiz geldiğinde hepimiz, bize emanet edilen ruhu teslim edeceğiz. Bundan da kaçış yok. Bu yüzden önemli olan, doğum ile ölüm arasındaki o süreyi iyi bir insan olarak yaşamak, geride güzel izler, anılar bırakmak. Ömür kısa yol uzun.

İslam Dünya’sının hemen her yerinde imanı, adaleti, ülke yönetimi, dürüstlüğü, savaşçılığı, cesareti ve ilmi ile anılan, bilgelikte, yiğitlikte, cesurlukta, fedakârlıkta üstüne insan olmayan, sadece yaşadığı süre içerisin de değil onu takip eden yüzyıllarda da zalimin korkusu, mazlumun dostu olan Allah’ın aslanı Hz. Ali ‘İnsanın aldığı her nefes, ölüme doğru attığı bir adımdır.’ diyor.

‘Ömür ağaç dalında savrulan bir yapraktır.

Ne kadar genç olursan ol, sonun kara topraktır.’ diyor Necip Fazıl Kısakürek’de.

Bu konuda;

‘Her gün biri çıkar başlar ben ben demeye

Altınları gümüşleriyle övünmeye

Tam işleri dilediği düzene girer

Ecel çıkıverir pusudan benim ben diye’ diye ekliyor Ömer Hayyam.

Konu ile ilgili kaynağı tam belli olmayan iki söz de şöyle:

‘Fırın küreği tam düzeldiğinde ekmek yapacak hamur bitermiş.

İnsan işinin tam düzeldiğinde ne yazık ki ömür bitermiş.’

‘Hayat ölüme sormuş: İnsanlar beni çok severken neden senden nefret ediyorlar?

Ölüm de demiş ki; Sen tatlı ve güzel bir yalansın bense acı bir gerçeğim.’

Bu konudaki güzel sözlere göz atalım şimdi de.

‘Gözünü açıyorsun doğdu diyorlar.

Gözünü kapatıyorsun öldü diyorlar.

İşte bu göz kırpışa ömür diyorlar.’

‘Bazen bir kelebeğin ömrü kadardır hayat.

 Ne kırmaya gelir ne de kırılmaya!

 Geleceği düşünme geleceğe bakma da az sızlan, az kederlen.’

Geçmişi değiştiremezsiniz. Ancak geçmişten dersler çıkarabilirsiniz. Benzer bir durum ortaya çıktığında benzer şeyleri farklı yapabilirsiniz. Geçmişten ne kadar çok şey öğrenirseniz, yaşadığınız pişmanlıkların sayısı o kadar az olur.  Böylece yaşadığınız anın tadını daha fazla çıkarabilirsiniz.

‘Önemli olan yaşamak değildir,

Başarmak hiç değildir.

Önemli olan insan kalmayı bilmektir.’ George Orwel (Asıl adı ile Eric Arthur Blair olan George ORWEL 1903–1950 yıllarında yaşamış, 20. Yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasındadır.)

‘Kendine gel be! Altı üstü bir insansın hepsi bu. Vazgeçilmez sanma kendini, toprağın altı; kendini vazgeçilmez sananlarla dolu.’Paulo Coelho (1947 yılında Brezilya’da doğan, Simyacı adlı meşhur romanıyla tanınan, gazeteci, şarkı sözü yazarı.)

‘Bil ki İnsanın değerini varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma, yokluğu bir şey değiştirmeyenin, varlığı gereksizdir.’ Dostoyevski (1827–1881 yılları arasında yaşamış, Rus roman yazarı.)

‘Hayat üç bölümdür: Dünyayı değiştireceğini sandığın, dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun.’ Jean Paul Sartre (1905–1980 yıllarında yaşamış, Fransız yazar, düşünür, anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemci.)

‘Ne ölmek nefessiz kalmaktır ne de yaşamak nefes almaktır.

Yaşamak sevilmeyi hak eden birine yaşamını harcamaktır!’ Oğuz Atay ‘da. (1934–1977 arasında yaşamış, Cumhuriyet dönemi roman ve hikâye yazarı.)

‘Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun?

O halde sarıl sevdiğine son nefesin gibi!’ Marquez de (Asıl adı Gabriel Garcia Marquez Olan, 1927 doğumlu, Kolombiyalı yazar, romancı)

Bu konuda anonim üç sözde şöyle:

‘Ne ölmek nefessiz kalmaktır, nede yaşamak nefes almaktır.

Yaşamak; sevmeyi, sevilmeyi hak eden birinin kalbinde olmaktır.’

‘Kişi sevgisi kadar mutlu, bilgisi kadar kararlı, ürettiği kadar onurlu, paylaştığı kadar büyük, merhameti kadar saygın, dürüstlüğü kadar insandır.’

‘Sanma ki her kalbin içindeki insandır. İnsanı farklı kılan merhamettir vicdandır.’

Yaşamak sadece nefes almak değildir

‘Hiç bir canlı kalıcı değildir bu hayatta.

Hayat yaşayabildiğin sürece yaşanmıştır.

Yaşamak sadece nefes almak değildir.

Çoğu zaman, kendimize ve sevdiklerimize

Duyduğumuz saygıdır, sevgidir, güvendir.

Elbette sadece nefes alıp vermek

Ya da karın tokluğu değil yaşamak

Yaşamak hissetmektir, sevebilmektir

Ve her ne olursa olsun ayakta kalabilmektir.

Yaşamak başkalarını da düşünebilmektir.

Yaşamak bir görev; yeter ki tamamlamayı bil.

Yaşamak bir şanstır yeter ki kullanmayı bil.

Ve yaşamak mücadeledir yeter ki kabullenmeyi bil.

Yeter ki yaşa ve yaşatmayı bil!

Yarattığımız dünya bizim düşünce biçimimizin ürünüdür.

Yaşadığınız dünyayı iyi tanımlayın!

Çünkü insanlar gördükleri dünyayı tanımlamazlar;

Tanımladıkları dünyayı görürler.

Çünkü hayat bir ayna gibidir

Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz.

Çünkü hayat bir vadi gibidir.

Nasıl ses verirseniz öyle yankı alırsınız.

Çünkü hayat bir tasarımdır

Nasıl tasarlarsanız öyle yaşarsınız.

Çünkü siz kendi hayatınızın yaratıcısı ve tasarımcısısınız

Çünkü siz ne düşünürseniz o’sunuz.’

‘Yaşamak sadece nefes almak değildir.

Her yaşadığın anın değerini bileceksin

Ya çok sevecek ya da çekip gideceksin

Hatayı bir tek kendinde arayacaksın.

Aslında en büyük düşman sensin

Her zaman duygularının esirisin

Belki darmadağın bir serserisin

Severek yaşamayı bileceksin.

Yaşamak sadece nefes almak değildir.

Belki her yolun sonunda engel karşına çıkar.

Karşı koyacak bir iraden yoksa eğer

Yenilirsen, hayata yeniksindir.

Yaşamak sadece gülüp geçmek değildir.

Her tebessümde bir çığlık arayacaksın

Amacın sadece yaşamaksa eğer

Hiç gülmeden de yaşayacaksın.

Yaşamak istiyorsan eğer

Sevilmeden de sevmeyi bileceksin

Kuru bir ot gibi yaşayacaksan eğer

Herkes gibi o an sende öleceksin.’

‘Yaşamak değildir sadece nefes almak.

Nefesini nefse bırakmamaktır yaşam.

Ve nefesi hissetmek değildir sevda.

Nefesini nefesine adayıp, nefessiz kalmaktır.’

‘Sadece nefes alıp vermek değildi yaşamak.

Karanlık gecelerde yıldızları saymaktı.

Sıcak güneşin altında dili damağı kurumaktı.

Soğuk günlerde bir yorgana sarılmaktı, titremekti.

Birileri ağlarken ağlamak, gülerken gülmekti.

İnsan olduğunu yüreğiyle duyabilmekti.

Sokaktan geçen kedinin aç olduğunu hissetmekti.

Açan çiçeklerin renklerini fark etmekti.

Denizin rengini birilerinin gözlerine benzetmekti.

Sevmekti, sevilmekti, ağlarken gülebilmekti

Adam gibi adam olmaktı insanca yaşamak.’

‘Hayat bir nefes değildir içine çekilen.

Hayat bir serüvendir sonu geldiğinde her şeyi geri isteyen.

Sevmeyi de bilir insan, sevdiğine nefret etmeyi de.

Hayat aslında kendini sevebilmektir, o da bir serüvendir.

Sonunda göç ederken meçhule isyan etmemeyi öğrenebilmektir.

Hayat nefes almak değildir sadece, aldığın nefese şükretmektir.

Hayat sevmek değildir sadece, sevebilmeye şükretmektir.

Hayat bulana bir ömür mutluluk, kaybedene umut,

Boşa geçirene yokluk olur.

O da yaşanmış en büyük ziyan olur.

Kısacası hayat umuttur, mutluluktur, sabırdır.

Sevgidir, saygıdır, inançtır,

Şükürdür, ibadettir, kazanmaktır, kaybetmektir.

Hayat yaşamaktır. 

Nasıl yaşanıyorsa öyle ölmesini bilmektir.

Hayat meçhule giden bir yoldur.

Nereye varmak istediğini bilene rehber,

Öğrenmeye başlayana çırak,

Sonunu görene ustadır,

Hayat bir sonun başlangıcıdır.’

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...