Son Dakika
20 Kasım 2019 Çarşamba
02 Eylül 2016 Cuma, 01:01
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

Sonbahar ve Hüzün

 

Aylardan eylül, mevsimlerden sonbahar. Sararan yapraklar, yağan yağmurlar…  Yeni bir sonbaharla birlikte yine hüzün kokusu iyiden iyiye hissedilmeye, yürekleri sızlatmaya ve güz yağmurları gibi gözleri buğulandırmaya başladı.

Hüzün ve sonbahar; iç içe yaşanılan bir duygu… Hüzün ki; biliriz sonbahar…

Sonbaharda yüreği burkulmayan, hüzünlenmeyen, gözü uzaklara dalıp da derin düşüncelere dalmayan insan yoktur. İşte yine vakit o vakit, hüzün ve sonbahar vakti.

Sonbahar hüznü, ayrılığı, hasreti, ömrün son demlerini hatta ölümü hatırlatır bizlere.

Her yeni günde yeni bir hayat yaşıyoruz aslında hepimiz. Birbirinin devamı olan ve milyonlarca duygu saklanıyor kalplerimize aynı anda. Hüzünler gözyaşlarıyla işbirliği yapıyor yaşananları anlatmak için  mutluluklar tebessümlerle, kahkahalar coşkuyu anlatıyor, dalgın bakışlar hayatımıza değip geçen korkularımızı anlatıyor bir bakıma.

Hepimiz her yeni günle beraber yeni bir şeylerle karşılaşıyoruz. Yeni şeylere gülüyor, kimi zaman yeni hüzünlerle savaşıyoruz.

Mevsimler gibi ömürler de gelip geçiyor. Sonbahar da geçecek, yaz da… Kimler geldi, kimler geçti… Kalan var mı bu dünyada? Dön bir bak maziye, ne deden kaldı, ne ninen…

Bizi hüzün deryasına daldıran, gözümüzdeki yaşı, kalbimizdeki merhameti çoğaltan ölümü hatırlamaktır.

Biliyoruz ki bir gün sonbaharlarımız gibi ecel de gelip kapımızı çalacak. Ve ağacın dalından kopan yapraklar gibi bizi de alıp sonsuzluk âlemine taşıyacak. Göç vakti geliyor diyecek. Dünyadakilerden vazgeçmek zor gelecek, hüzünleneceğiz. Yüreğimiz hep ebedî kalmayı sonsuz olmayı diliyor. Baki kalmak istiyor. Ancak Baki olan Allah’tır.

Hüzün duyuyorum diye üzülme, sevin. Çünkü “hüzün” ruhu, duyguları olgunlaştırır. Hüzün yaşarken derdimiz dünya derdi ise mutsuzluk olur, eğer ahiret ise mutluluk olur. Hüzün, insanı Allah’a yaklaştırır. Hüzün duyguların en özüdür, en hislisidir.

Sözlükte ‘keder, üzüntü’ anlamına gelen hüzün, bir ahlâk terimi olarak, insanın maddî veya manevî kayıp ve eksikliklerinden duyduğu üzüntü ve keder anlamında kullanılmaktadır. Kur’ân‘da iki ayette hüzün, üç ayette aynı anlamı taşıyan hazan, otuz yedi ayette de aynı kökten fiiller geçmektedir.

‘Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.’ (Bakara, 2/38) denilmektedir Yüce kitabımızda.

‘Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.’ (Al-i İmran, 3/139

‘Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indir.’ (Hicr, 15/88)

Hadislerde ise ‘Ölüm gibi acı veren olaylar karşısında üzülmenin normal olduğu’ (Buhârî, Cenâiz, 44; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 24),

‘Kur’ân’ın hüzünlü bir ortamda indiği’ (İbn Mâce, İkame, 176);

‘İnsanları üzüntüye sevk eden sıkıntıların günahlara kefâret olacağı’ (Ahmed, VI, 157);

‘Allah’ın musibetler dolayısıyla yaş döken gözleri, hüzünlenen kalpleri azaba uğratmayacağı’ (Buhârî, Cenâiz, 45. Merdâ, 1; Müslim, Cenâiz, 12; Birr, 52) ifade olunmuştur.

‘Hz. Peygamber de acı ve üzüntü veren sıkıntılara uğramaktan Allah’a sığınmıştır.’ (Buhârî, Cihâd, 74; Deavat, 35, 40; Ebû Dâvûd, Vitir, 32)

Allah dostları, hüznünü daha çok ahiret kaygısı veya hayırlı bir işi başaramamaktan duyulan üzüntü için kullanırlar ve olumlu bir anlam yüklerler.

‘Aşkı derinlerde yaşamak, hem en büyük mutluluğu, hem en büyük acıyı yaşamaktır.’ diyen Şems, Hüznünü şöyle anlatıyor:

‘Hüzün ki en çok yakışandır âşıklara.

Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık.

Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?

Hüzün taze tutar aşk yarasını, yaramdan da hoşum, yârimden de.’

İmam-ı Rabbani (Ahmed Sirhindi, daha çok bilinen adıyla İmâm-ı Rabbânî veya İmâm-ı Rabbânî Ahmed el- Farukî El Serhendi, d.1564 Babür İmparatoru – ö. 1624), Hindistan’da yaşamış İslam âlimi ve tasavvuf önderi)’de bakın ne diyor:

‘Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine

Ya Mevla’sını özlemiştir, ya da Mevla’sı onu.

Mevla’yı özleyen gönül ya hüznü bekler ya da hüzündedir.

Bir başka özlü sözünde de

‘Bela, gam ve keder Mevla’nın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır.

Vurdukça kendine çeker.’ diyor İmam-ı Rabbani.

Şimdi sözü Beşir Ayvazoğlu’nun (1953Zara, Sivas doğumlu, edebiyatçı, şair, yazar, gazeteci) “Mevlâna ve Günümüz Türkçesiyle Şiirleri”  ile bağlayalım:

Şimdilerde bol bol dua ek.

Hasat yakındır can!

Kaderini sev!

Varsa kederini de sev!

Üzülme hastalıklarına,

Gör, hangi günahlarına kefaret olacak.

Terk edildin diye de üzülme,

Demek ki sevebilecek bir yüreğin var.

Geçmişi unut, hiç yaşanmamış gibi davran.

Buluttan nem kapma!

Döküver kirpiklerinden sonbaharı,

Bir gün ama bir gün mutlu tebessümlerle kol kola gireceksin.

Koklayacaksın yağmur sonrası toprakları,

Yükleyeceksin ruhunu kelebek kanadına.

Uçacaksın semalara sevdiklerinle can!

Kim demiş ebemkuşağı yedi renk?

Bakmakla görmek arasındaki farkı çözdüğünde,

Anlayacaksın ne demek istediğimi can!

Sana tanınan süre üzülmeye değecek kadar uzun değil.

Herkes gibi sende sonsuzluğa gün gelip kanat çırpacaksın,

Hayatın telaşından insan pek farkında olmuyor ama.

Kum saati alta doğru hızla akıp gidiyor.

Henüz aşılmamış çok yolların var.

Hiç mi güzellik yaşamadın?

Ufacık bir hatırımda mı yok yanında?

Hayatın ellerini bırakma!

Küsme!

Hadi mavilerini giyin çık dışarı!

Denizle cilveleşen martılar gibi hayata kur yap!

Yitirdiğin güneş için sevda türküleri söylemeye devam et!

Ölümlüde olsa hayat, ölümsüz bakışlarla bak!

Kaçmakla kurtulamazsın ki;

Yalnızlıktan, hüzünlerden, hayattan

Ayakta kalman gerek, yaşaman gereken can!

Hayat senide içinde görmek istiyor.

Hadi yaklaş!

Unutma ki; “Yapmadıklarının kazası yok!”

Ve yine unutma ki;

“Aydınlık geceye hiçbir zaman yenik düşmedi” can!”

Mevlâna’nın eserlerindeki sözlerden esinlenerek yazılmış, ruhumuzun derinliklerine kadar nüfuz eden dizelerde de şöyle diyor;

‘Üzülme!

Dert etme can!

Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan

Nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan ne mutlu sana!

Elinde olmayanları söyleme bana

Elinde olanlardan bahset can!

Üzülme!

Geceler hep kimsesiz mi geçecek?

Gidenler dönmeyecek mi?

Yitirdiğin her ne ise bir bakarsın yağmurlu bir gecede

Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış.

Bil ki güzellikler de var bu hayatta.

Gelgitlerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?

Hüzün olgunlaştırır, kaybetmek sabrı öğretir.’

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...