13 Ocak 2017 Cuma, 03:30
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN

Kartalın Yeniden Doğuşu

Değişim, yenilenme, acı yoksa kazanç da yok, fedakârlık, yeniden doğuş, sıfırlamak, vazgeçmek, sil baştan, reset atmak…

İşte bu konular gündeme geldiğinde, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada dolaşan bir efsane var. Kartalların hayat sürelerini uzatmak için girdikleri acı dolu dönemi anlatan, ilham veren bir hikâye:

“Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci yüz elli gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.

Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. Beş ay sonra kartal, kendisine yirmi yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.”

Kendi hayatımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.  Zafer uçuşunu sürdürmek için bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.

Sahi… Kartal efsanesi gerçek olsa bir an için. Biz de, kendimizi kartalın yerine koysak. Daha uzun yaşamak adına böyle bir acı çekmeye razı olur muyduk?  Veya daha uzun olmasa da, daha mutlu olma adına ‘zihni sıfırlamak?’ mümkün mü? Mitoloji denen şey de bu değil mi: İnsana ders veren efsaneler…

 

SİL BAŞTAN

Takılmadan geçmişe, her ne çıkarsa yola, selam verip yürümek gerek.  Tıpkı Şebnem Ferah’ın (12 Nisan 1972 Yalova doğumlu, Üsküp’ten göç etmiş bir ailenin çocuğu, Türk rock müzik şarkıcısı. ) Sil Baştan dizelerinde dediği gibi:

Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?

Yorgun gibi bir hâlin var

Duyguların karışık olabilir mi?

Sil baştan başlamak gerek bazen

Hayatı sıfırlamak.

Sil baştan sevmek gerek bazen.

Her şeyi unutmak.

Sanki bugün son günmüş gibi

Dolu dolu yaşamak istiyorum ben

Her ne çıkarsa yoluma

Selam verip yürümek istiyorum ben.

Mevlâna’nın ‘Dünle birlikte gitti cancağızım ne varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.’ (Mevlânâ Celâleddin, Rubâîler, 177 ) felsefesiyle yola çıkmalıyız ya da Profesyonel Grafik Tasarımcısı, Rus sanatçı Karina Marandjian‎’ın dediği gibi: ‘Ne sahip olduğundur hayat. Ne de umdukların bunca zaman. Yüreğin kadardır hayat. Seviliyorsan renkli, Seviyorsan siyah beyazdır.’

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...