KADIN

26 Şubat 2017 Pazar, 22:46

Kadın; doğuran, bakan, besleyip büyüten, her türlü tehlikeden koruyan, çoğalmayı sağlayan en büyük insan. Doğumdan ölüme kadın olmak Yüce Rabbım’in mucizesi olsa gerek. Kadın; evde anne, eş, abla, hala, teyze. Dışarıda aşçı, işçi, bakıcı, temizlikçi. Tarlada yabanda ırgat vs vs.
Dünyadaki tüm kadınlar eşitlik, özgürlük, daha iyi bir yaşam, sağlık, huzur simgesi. Kadının aile ve toplumdaki yerini ön plana çıkarmak toplumun en saygın görevi olmalıdır.  Üzerlerindeki maddi manevi, sosyal yükümlülüklerini hafifletmek, hak ettikleri yaşamı kendilerine sunmak dünya erkeklerinin boynunun borcudur. Kadın; bir insan bir dişi olarak düşünüldüğünde, en fedakar, en çalışkan ve en çok üreten bireyler.
Dünya kadınları; canla başla, can hıraş bu kadar kendini feda ederken, toplumda hak ettiği saygı ve sevgiyi görmemektedir. Hep ezilen, hor görülen, sermaye edilen, dayak yiyen, gereksizce sebeplerden dolayı canına dahi kastedilen. Allah’u Teala tarafından kendine sunulan yaşamı zehir edilen ya da yaşamı elinden alınan kimselerdir. Ne kadar hukuk kadınları, erkeklere karşı eşitlik hakkı verse de bu karşı kimseler tarafından hep rafa kaldırılmış, kadına eşitlik yakıştırılmamıştır.
Kadın; toplumun bir çok kesiminde ne kadar göz ardı edilse de kadın tek başına hep bir adım öndedir. Kadın; işçi, siyasetçi, idareci, sağlıkçı velhasıl kadın her yerde hep bir adım önde. Toplum erkeği ise bunu hep görmezden gelmekte.

Atatürk 1924 anayasasında kadınlarımıza yaşamlarında bir çok hak tanıyarak kamu ve daha birçok alanda yollarını bir nebze de açmış yaşamlarında kendilerine özgürlük tanımıştır. Bir toplumun uygar olabilmesi için ya da o topluma uygar denilebilmesi için kadınların her kesimde yer alması, özgürlüklerinin kısıtlanmaması gerekmekte olduğunu göstermek istemiştir.
Girdiği her kurum ve kuruluşta, yapıcı, programlayıcı, düzenleyicidir. Her zaman, tıpkı aile düzenindeki olumsuzlukları kaldırıp yok ettiği gibi. Kadın; evde ana olabildiği gibi uzayda astronot olmasına imkan tanınmalı derken demek istediğim; yerden, göğe önemini vurgulamak istememdendir. Her kadının kendi toplumunda özgür ve aktif olmalarına fırsat verilmelidir.
Kadını aşağılık bir mahkum gibi görmemeli, kadını o hale getirenler her zaman adalete hesap vermelidir. O kadındır ki; küçücük yaşta kendinden nice büyük yaştaki erkeklerin oyuncağıymış gibi bir takım saçma sapan evliliklere kurban edilmemelidir. Tek hatalarında ellerinden tutulup kaldırılacakları yerine kötü damgalar yememelidir. Nihayetinde dayak atılmamalı, geri toplumlardaki gibi meydanlarda kırbaç çekilmemeli, başı taşlanarak öldürülmemelidir. Bu sonuçlar doğurulmadan önce küçücükken babası, dedesi yaşındaki kimselerin kucağına avrat diye atılmamalıdır. Öncelikle eğitim yolu gösterilmelidir. Okul çağındaki çocuğa koca bulursak, büyüdüğünde kötü yola düştüğünde cezasını bize kesmek düşmemelidir. Çünkü; o yola kendi ellerinizle göndermişsinizdir onu. Sonuçta bu dünyada çektire çektire öldürdüğünüz kadının mezarına girip cezasına ortaklığınız mümkündür.
Kadınlar ki; savunmasız kahramanlardır. Biz ki Türk kadınıyız.Yıllar önce bile bir çok alanda yer aldığımız gibi kurtuluş savaşında da hem cephede hem de cephe gerisinde boy göstermiştir atalarımız.
Anlatmak istediğim kadınların teknoloji alanından uzak tutulmamasıyla da ilgilidir. Her alanda kendini geliştirmesinde imkan tanınmalıdır. Bir ülkenin kalkınmasında mutlaka bir kadın parmağı vardır. Tıpkı şu söz gibi. ’’Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka akıllı bir kadın var.’’ Sözü yerindedir. Bu atasözü yabana atılmamalıdır. Yani; bir ülkenin kalkınmasında her zaman kadınlarımıza ihtiyaç vardır.
Kadın demek değildir ki eli, yüzü, gözü cilalı kimseler. Kadınlar ki; dünyanı orta direğidir. O direkleri söküp yok ederseniz siz erkeklerde aynı felaketi yaşarsınız. Kadınsız dünya olamaz, kadınlar dünyanın en nazlı çiçekleridir. Kadınlar her zaman sevgi ve saygıyı hak eden kimselerdir… Saygılarımla

22022017

Melek Avcı Coşkun

 

 


You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...