04 Ağustos 2016 Perşembe, 22:46
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

Hayata Hangi Gözle Bakarsanız Öyle Görürsünüz.

 

‘Bir günlük de olsa sadece kendinizi düşünün ve sadece kendiniz için yaşayın!

Bir günlük de olsa gülümseyin ve zihninizdeki bütün kötülükleri, kinleri, düşmanlıkları, fesadı, kıskançlıkları bir kenara bırakın. Sadece sevgiyi, dostluğu, mutluluğun güzelliğini düşünün ve tutun içinizde…  Yüreğinize umut tohumları ekip sevgi tomurcukları yeşertin sadece, hayata gülümseyin ve gülümseyen gözlerle bakın, sevgi yolculuğuna çıkın bir günlük de olsa. Bir günlük de olsa unutun bütün acılarınızı, kederinizi üzüntülerinizi.

Sabah uyandığınızda aynada ilk kendinize gülümseyin. Eminim içiniz ferahlayacak, hayata daha bir umutla sarılacaksınız. Çevrenizle, kendinizle barışık, dost, umutlu ve mutlu olun ya da öyle olduğunuzu düşünün. Gülümseyin, çünkü gülümsediğinizde hayata daha olumlu gözlerle bakmasını öğreneceksiniz. Daha olumlu düşünceler oluşacak beyninizde. Unutmayın hayata hangi gözle bakarsanız öyle görürsünüz!’

‘Gönül gitmek isterse gidilecek yol bitmez. /Göz görmek isterse görülecek yer bitmez.

İnsan çekilirse içindeki mağaraya, her yanı karanlık bilir./ Her yer ona mağara görünür.

İçindeki aydınlığa yürümenin yolu, yollara düşmektir.’ derken Mevlâna’ya atfedilen dizelerde ‘Düşüncen konuşmana, Konuşman hareketine, Hareketin kaderine yansır. Güzel düşün, güzel yaşa’ der, bir başka Mevlâna’ya atfedilen sözlerde.

Divan-ı Kebir’de de şöyle seslenir bize Mevlâna:

Güzel üslupla söz söyleyenleriz;

Mesih”in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.’ (Divan-ı Kebir, Cilt-III, 47)

 

Konu ile ilgili sosyal medyadan bir alıntı da şöyle:

‘İnsan dediğinin asalet akmalı elinden yüzünden, kalite kokmalı her bir yerinden. Edep nedir, hayâ nedir bilmeli. Bir söylüyorsa ikincisinden çekinmeli. Az odalı olmalı kalbi. Her geleni buyur etmemeli. Adabını kelamını sezmeli önceden. Suretiyle değil yüreğiyle dokunmalı inceden.’

 

DUYGULARINIZA DİKKAT EDİN DAVRANIŞLARINIZA DÖNÜŞÜR

Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür.

Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür.

Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür.

Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür.

Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.’diyor Mahatma Gandi de Mevlâna bakışını yansıtarak. (1869 – 1948 yıllarında yaşamış, Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri) Büyük devlet adamı Mahatma Gandi’nin Mevlâna’nın şu ifadesini dilinden düşürmediği söylenir:

‘Bu dünyaya, ayırmaya, bölmeye, parçalamaya gelmedik biz.

Biz kırıkları onarmaya, ayrılanları birleştirmeye,

Hâsılı insanlar arasında köprü olmaya geldik.’

Konu ile ilgili olarak yine Mevlâna’ya ve Mevlâna’ya atfedilen güzel sözlere kulak verelim:

‘Bil ki hak etmeyenin önüne inciler serilmez.

Mücevherlerden sarraflar anlar ancak başkası bilmez.

Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da.

Sana bakan kör ise sakın kendini camdan sanma.’

‘Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen

Cama bakar özünü görmek isteyen cana bakar.’

‘Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama gül başka,

Leş başka kokar.

Nerdesin ey yar! Gönlümde bir ayet gibi adın var. Söyleyemem.

Dilim yanar, özüm yanar, sözüm yanar.’

‘Lisanı ağızda olan değil lisanı gönülde olanlara yâr et bizi.

Tebessümü simasında olan değil

Tebessümü gönülde olanlara kat bizi.

Aşkı tende sananı değil aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi.’

‘Kişi hangi makam ve meşrepte ise herkesi de kendisi gibi görür.

Mesela mavi cam güneşi mavi kırmızı cam da kırmızı gösterir.

Sen âlemin bir parçasısın ve Âlemi kendi renginde görürsün.’

‘Asalet; boyda değil soyda incelik; belde değil dilde

Doğruluk; sözde değil özde güzellik; yüzde değil yürekte olur.’

‘Görüntü yok olur, güzellik solar, sona erer.

Mana ise ölümsüzdür.

Ete kemiğe takılma.

Et kemik hayvanlarda da var.

Gönül ehli ol.’

‘Ey gönül! Sen sen ol, kimsenin gönlünü yıkma.

Dikenin ucuna çık ta, edep çizgisinden çıkma.’

‘Ey Yar! Ey gönlümün sol yarısı…

Aklıma koydum seni, aklım almadı.

Yüreğime bıraktım, sana doymadı.’

Bunun Mesnevi’deki ifadesi de şöyle:

‘İnsan, âdeta sırf gözden, yani deruni idrakten ibarettir. Geriye kalansa deridir, cesededir. Hakikî göz ise, ancak dostu gören, yani onu idrak etmiş olandır. Dostu görmeyen gözü, sen göz sayma!’ (Mesnevi, Cilt.1, 1406)

‘Ey gönül! Senin içini aydınlatan yere, sana yakın olan olgun insanların bulundukları yere git ki; onlar sana gelecek belalara karşı

siper olurlar. Onlar; senin kötülüklerini mazur görürler de canlarının içinde sana yer verirler.’ (Mesnevi, Cilt.2, 2576–2577)

‘Dedim ki gönlüm o kadar ufak ki, ufaklığından ötürü görünmüyor. Bu belirsiz küçük gönlüme o büyük gamların nasıl sığıyor? Dedi ki; gönlün bu halini anlamak için gönülden göze bakmalıdır. Göz de ufaktır ama onda büyük şeyler görünmüyor mu?’

‘Âşıklar sevgiliye gönülden yol buldular. Biz de sevgiliye gönülden yol bulalım.’ (Divan-ı Kebir, Cilt-III, 1532)

‘Evlâdım; her kimi Allah talibi (Allah’ı isteyen) görürsen, onun dostu ol, onun önünde saygı ile eğil! Allah’ı isteyenlerin, Allah dostu olanların komşusu olursan, sen de Hakk’ı isteyenlerden olursun; onların sayesinde, sen de nefis savaşını kazanırsın.’ (Mesnevi, Cilt-III, 1446–1447)

‘Şunu iyi bil ki, Bu dünyadaki fani ve yalancı dostlar, sahte sevgililer, sonunda hepsi sana düşman olacaktır. Baş kesen düşman kesilecektir. Hâlbuki sen, feryatlar içinde mezarda: «Ya Rabbi, beni yalnız bırakma!» diye Allah’a yalvaracaksın.’ (Mesnevi, Cilt-V, 1523–1524)

‘Allah buyurdu ki Ey insan, dikkatle bak da gör, Senin topraktan yaratılmış bedenine ruhumdan bir tohum ektim, seni yücelttim. Sen bu toprağın bir tozu iken, seni üstün bir varlık yaptım. Sana akıl verdim, aşk verdim. Sen bir hamle daha yap da topraklığı yani tevazu’u kendine sıfat, huy edin. Ben de seni bütün yarattıklarımın üstüne emir kılayım.’ (Mesnevi, Cilt- III, 453–456)

‘Kimin bir ölüye, yani fani bir varlığa sevdası varsa, o sevdayı canlı ve diri varlığa kavuşmak için besler.

Böylece fani bir varlığı sevmek, aşka bir köprü olur da, onu ilâhî sevgiye ulaştırır.’ (Mesnevi, Cilt-III, 545)

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...