21 Temmuz 2016 Perşembe, 23:36
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

Gelin Birlik Olalım

“Gelin birlik olalım,

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Bu dünya kimseye kalmaz” 

Yunus Emre

Bugünlerde yaşananlar darbeye teşebbüs, kalkışma filan değil. Resmen küresel gücün emrindeki güçlerin, tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi iç savaş ve kargaşa çıkarmak maksadıyla giriştikleri haince terör eylemidir. Hepsinin üst akılları aynı merkezdir.

Bugün siyasi görüşünüz, dünyaya bakış açınız, yaşam tarzınız ne olursa olsun bir olma, birlik olma zamanıdır.

15 Temmuz gecesi yaşanan olayları “senaryo”, “tiyatro” olarak nitelendirmek kimin faydasınadır ki, bundan kazançlı çıkacak olanlar, sadece ve sadece bu terörü organize eden küresel gücün emrindeki  satılmış ruhlar ve beyinler ile bunu organize eden dış güçlerden başkası olmayacaktır.

Milletimizin zihninde bu algıyı oluşturmanın bize hiçbir faydası olmayacaktır. Bu hain girişim önlenememiş olsaydı neler olabileceğini tahmin edemeyen safdiller ile sosyal medyada kalemşörlük yapan, akıl tutulmasındaki darbesevici zavallılara, biraz tarih okumalarını tavsiye ediyorum.

Darbe tecrübelerini en acı şekliyle yaşamış rahmetli Alparslan Türkeş’in “En kötü demokrasi, en iyi darbeden daha iyidir” sözünü asla unutmayınız.

Ülkemiz uçurumun kenarından dönmüştür. Yaşanan olay karşısında gerek Cumhurbaşkanımızın, gerek Başbakanımızın, gerek hükümet üyelerinin, gerek muhalefet partilerimizin ve liderlerinin ve gerek milletinin emrinde olduğunu söyleyerek  bu hain girişime karşı çıkan komutanlarımızın ve gerekse dördüncü kuvvet olan medyamızın dik duruşunu  takdir etmek boynumuzun borcudur.

En ince teferruatına kadar hesaplanmış ve ona göre üst akılca iç savaş ve ülkede kargaşa çıkarmak üzere planlanan harekatın akamete uğramasını n sebepleri ayrı bir yazını inceleme konusu. Ülke olarak verilmiş sadakamız varmış ki, başarısızlığa uğradı.

Şunu da mutlaka sorgulamalıyız. TSK’nin üst kademesinin tamamının yaverleri veya özel kalem müdürleri  vasıtasıyla etkisiz hale getirilmesi, hem komuta kademesinin en yakınındaki insanları tanıyamaması açısından, hem de herkesin nerdeyse Brütüs’ünün olması son derece ilginç. Bu konu bence irdelenmeye muhtaç ve pek de inandırıcı gelmeyen karanlık noktalar olarak durmaktadır.

Bugün siyasi ve dünya görüşümüz ne olursa olsun birlik olma zamanıdır. Hiçbir siyasi görüş, hiçbir ideoloji bunun önüne geçemez, geçmemeli.  İnsan olmanın temelindeki sevgi, her durumda  ilkemiz olmalı.  Bu ilkeye dayanarak yarınlarımız için, gelecek nesillerimiz için birlik ve beraberliğimizi korumak durumundayız.

Hepimiz bu vatan topraklarında yaşıyoruz.  Türk’üz ve ayrı renlerde ayrı tatlarız.  Doğudan Batıya mis gibiyiz. Bütünüyle öyle zengin oluyoruz ki, birimiz olmazsa dengemiz bozulur.  Bizler Türkiye olarak Dünyanın kalbiyiz. Birimizi diğerinden ayırmak, yine kendimize yapacağımız en büyük kötülüktür.

Bu topraklarda yaşayan, insani değerler taşıyan güzel insanlar, huzur ve sükunet bizlerin elinde.  Lütfen birbirinizi kıracak, birbirinizi suçlayacak öfke, kin ve nefret duyguları içerisine girmeyin.  Sabır ve hoşgörüyü elden bırakmayın.  Tek vatanımız var. O da Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.  Sevgi, saygı ve hoşgörüyü elden bırakmayın. Kenetlenin.

‘Hepimiz tek kanatlı melekleriz, birbirimize sarılmadan uçamayız.’ diyen Mevlâna’ya atfedilen sözlerde de birlik, beraberlik, hoşgörü, dayanışma ve sevgi iki kelimede özetlemiştir.

15 Temmuz gecesi sağlanan bu birlik ve beraberliğin devletimizi, ülkemizi, milletimizi ne kadar yükselteceğini  eminim hepimiz anlıyor ve  görüyoruz.

Bu birlik ve beraberliğin  bozulmaması  bizim şahsi çıkarlarımızın, siyasi görüşlerimizin çok üstündedir.

Bu konuda hassas olmak da boynumuzun borcudur.

Ülkemizde yaşanan bu talihsiz olaylarda hayatını kaybeden Nene Hatunların torunlarına, Seyit Onbaşıların torunlarına Allah’tan rahmet diliyor, yaralananlara acil şifalar diliyorum.

Milli mücadele ruhuyla hareket eden, milletimizin diğer milletler benzemediğini yedi düvele bir kez daha ispat eden Türk milletinin asil evlatIarı gösterdi ki, mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.

İmam-ı Gazali’nin buyurduğu gibi:

“Keyfine göre yaşa! Fakat bu yaşaman uzun sürmeyecek, bir gün elbette öleceksin. Gece gündüz düşündüğün, sımsıkı sarıldığın lezzetlerden elbette ayrılacaksın. Dünyanın nesini seversen sev, hepsine veda edeceksin! Elinden geleni yap! Fakat unutma ki, her yaptığının hesabını vereceksin!”

Aristonun tabiriyle “birbirlerine hoş ve faydalı görünmedikleri gün birbirini artık sevmeyen” dostlarla ne işimiz var bizim.

Bizim; Peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir’imiz, Suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali’miz var.

Son yudum suyu birbirine gönderip susuz şehit olan sahabelerimiz var bizim.

Bizim  “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız”,

”Sizden biriniz kendisi için sevdiğini Müslüman kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe) gerçek mümin olamaz”

“Size aranızdaki sevgiyi arttıracak bir şey söyleyeyim mi, selamlaşınız”,

“Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın” diyen bir Peygamberimiz var!

“Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz” diyen Yunus’umuz var.

Düşmanın attığı taştan değil dostun attığı gülden incinen Hallacı Mansur’umuz var.

Yine Mevlâna’nın sözlerinden esinlenerek yazılmış dizelerle ve Mevlâna sözleriyle noktalayalım;

‘Her gönül bir tek sevgiliye dönüktür aslında lakin kıblesi yanlıştır.

Bulduğunu sandığı şey gerçekte aradığı değildir.

Kimisi gül yüzlü bir güzele meftun, kimisi bir ceylan bakışlıya mecnundur.

Bazısı dünyaya kanmış, bazısı mala mülke aldanmıştır.

Oysa her biri aslında, bir sevgili tarafından sınanmıştır.’

‘Tut ki bütün doğuyu, batıyı zapt ettin her tarafın saltanatına sahip oldun.

Mademki bu saltanat kalmayacak sen onu bir şimşek farz et çaktı ve söndü.

Ey gönüllü uyuyan! Ebedi kalmayacak mülkü bir rüya gibi bil.’

‘Gelin dostlar, gelin kardeşlerim gelin oturalım yan yana.

Gelin bağdaş kuralım şu sedire anlaşalım, bilişelim, görüşelim.

Gelin ey sizler gelin diz dize daha sıkı doyasıya görelim yüzlerimizi

Sevelim birbirimizi gönülden görünüşte savaştayız ama aslında uzlaşmışız ezelden.

Bahçeye çıkalım, açılmış gülleri görelim güllerin en güzelini derelim.

Etek etek dökelim sevgilinin önüne sevelim sevilelim.

Gel gül yüzlü kardeşim, gel güzelim bizden yüz çevirme bizi gönülden çıkarma

Biz gönül hırsızı değiliz emin insanlarız biz bu yokluk âlemin de her zaman varız.

Nefesimiz o gül bahçesinden yüreğimiz dostluk, kardeşlik aşk gibi pusuda sevgiliyi bekleriz.

Aşkta da o ilahi sevgili ‘ye de kuluz biz bu kullukta yüceyiz, bu kullukla yüceliriz.’

‘Nefesimiz o gül bahçesinden.

Yüreğimiz, dostluk kardeşlik, aşk gibi pusuda sevgiliyi bekleriz.

Aşka da o ilahi sevgiliye de kuluz biz.

Bu kullukla yüceyiz, bu kullukla yüceliriz.

Gül bahçesine geliniz.’ (Mesnevi, Cilt-III, 9)

“Karanlıklar yurduna girme, nice güneşler var

Ümitsizlik yurduna girme, nice ümitler var.” Mevlâna

Son söz olarak, Yunus’un şehrinden Yunus’ça sesleniyorum;

“Gelin birlik olalım,

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Bu dünya kimseye kalmaz” 

 

 

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...