Son Dakika
29 Mayıs 2022 Pazar
21 Mart 2022 Pazartesi, 20:20
Mesut Acet
Mesut Acet mesutacet@gmail.com Tüm Yazılar

DR. SADIK AHMET VE TÜRK DÜNYASI

https://youtu.be/IMYx7oOsKCc

DR. SADIK AHMET VE TÜRK DÜNYASI

TRT’nin hazırladığı ve yakında gösterime girecek olan Dr. Sadık Ahmet filminin ön- izlemesini izlediğimde, Türk olduğu için hapse atılan, Türklüğüyle gurur duyan Batı Trakya Türklerinin lideri merhum Dr. Sadık Ahmet ile olan hatıralarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Dr. Sadık Ahmet’i, muhtemelen 1992 yılının ilk aylarında, Eskişehir Türk Ocağı için konferans vermek üzere Eskişehir’e geldiğinde tanıdım. Konferans sonrası Musaözü barajındaki Orman Bölge Müdürlüğüne ait dinlenme tesisinde birlikte yemek yedik, yemekte kendisinden Kütahya’da da konferans vermesi için söz aldım.

Bu arada bir iş için İstanbul’a gitmiştim, Aksaray Saraçhane’de Belediye Sarayı arkasında Ankarevi Mehmed Efendi Medresesinde, tesadüfen Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Genel Merkezini gördüm. Vakfın kurucusu Prof. Dr. Turan Yazgan hocamı gıyaben tanıyordum. Üstelik Kütahya’da birlikte çalıştığımız Aydın Çineli Ziraat Mühendisi Gökhan kardeşimin de dayısı oluyordu kendisi, sık sık hocamın kulaklarını çınlatırdık gıyabında.

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı kurucusu Prof. Dr. Turan Yazgan hocamın, 1980’de kurduğu vakıfla başladığı hizmet yarışında 25-30 kişinin yapacağı çalışmaları tek başına yaparak, Türk dünyası çocuklarının okumasında katkı sahibi olduğunu biliyordum.

Hemen Vakıf binasına gittim, direk Turan hocamın kapısını çaldım, kendimi tanıttım. Mesai arkadaşım olan Yeğeni Gökhan’ın selamını söyledim, kendisinin kulaklarını sık sık çınlattığımızı, Türk Dünyasına yaptığı hizmetleri takdir ettiğimi anlattım. Hocamla çok hoş bir tanışmamız ve yakınlığımız oldu.

Turan Yazgan hocam, temaslarının devam ettiğini, Türk Dünyasından Sanatçıların ve Folklor ekiplerinin kısa sürede Türkiye’ye gelip çeşitli vilayetlerde Türk Dünyası Müzik ve Folklor Şöleni düzenleneceğini söyledi. Eğer organize edebilirseniz, Kütahya’da da Türk Dünyası Müzik ve Folklor şölenini düzenleyebiliriz dedi. Ekibin programına bakıp müsait olabilecekleri tarihi söyledi. Ben Kütahya’da organizasyonu ayarlayıp dönüş yapacağımı söyledim.

Sevinçle Kütahya’ya dönerek Türk Ocağı yönetimi ile toplandık, planlama yaptık. Önce Dönemin Belediye Başkanı merhum Halil İbrahim Özkaraca ile görüştük. Ilıca Harlek Otelini o dönemde Belediye işletiyordu. İki geceliğine Başkanımız 45 kişilik Türk Dünyası Müzik ve Folklor Şöleni ekinine yatacak yer temin etti ve ekibin yemeğini üstlendi. Bu bizim elimizi epey güçlendirmişti.

O dönem Kütahya Beden Terbiyesi İl Müdürü olan Sevgili arkadaşım Muhittin Yıldız’ın yanına gittik. Kapalı spor salonunu tahsis ettirdik. Gündüz öğleden sonra ilkokul öğrencilerine akşam ise halka ücretsiz olarak gösterelim diye planladık. İl Milli Eğitim Müdürü de 1987’de kurulan Kütahya Türk Ocağı’nın ilk 7 kurucusundan birisiydi. Öğrencilere de gösterelim fikri onundu. Ama Milli Eğitim deki organizasyonu yapan da İlkokul Müdürü fedakâr dava adamı, Türk Eğitim Sen’in kurucusu ve ilk şube başkanı Emin Gül öğretmenimizdi. Sağlık Meslek Lisesi Müdürü, Dumlupınar Üniversitesi kurulduğunda Üniversite Genel Sekreterliğini de yapan Yalçın Kalay öğretmenimiz de her türlü organizasyonda eksik olmasın her daim yanımızdaydı. Prof. Dr. Turan Yazgan hocam ile görüşerek 25 Şubat 1992 günü şöleni yapmakta mutabık kaldık.

Merhum Dr. Sadık Ahmet ile Eskişehir’de görüştüğümüzde bir kaç ay içinde müsait olduğunda haberleşecektik ve Kütahya’ya konferansa gelecekti. . Türk Dünyası Müzik ve Folklor Şöleni programı çıkınca Dr. Sadık Ahmet’i telefon ile aradım. Telefona muhterem eşi Işık Hanım çıktı. Kendimi tanıttım. 25 Şubat’ta Kütahya ‘ya gelip Türk Dünyası Müzik ve Folklor şölenine gelip Onur konuğumuz olabilir mi diye sordum. Böylelikle Işık hanımlarda telefonda tanışmış olduk. Kısa sürede Dr. Sadık Ahmet dönüş yaptı, İstanbul’da işi olduğunu o tarihte İstanbul’da olacağını, o gece Kütahya’ya eşi ile birlikte gelip Türk Dünyası Müzik ve Folklor Şöleninde Onur konuğu olmayı memnuniyetle kabul ettiğini söyledi. Yalnız programdan sonra hemen dönmesi gerektiğini daha sonra müsait olduğu tarihte Batı Türklerinin Davasını anlatmak üzere de konferans vermeye geleceğini ve daha uzun süre kalacağı sözünü de aldım.

Son derece görkemli geçti şölenimiz. Gündüz öğrencilere gece ise halka, Türk Dünyasından Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Gagavuz Özerk Cumhuriyetinden sanatçılar ve folklor ekipleri bizleri coşturarak unutulmaz anlar yaşattılar. Dr. Sadık Ahmet ve Kıymetli eşi Işık Hanım onur konuğumuz oldu. . Türk Dünyası adına protokol konuşmasını Dr. Sadık Ahmet yaptı ve program sonunda Türk Dünyasından gelen konuklara hazırladığımız Kütahya hatırası Çinileri ve Türk Bayrağı ve Gagavuz ekibi hariç diğerlerine Kuran-I Kerim’in Türkçe mealini takdim etti.

Gagavuz ekibine güya biz incelik yapalım, onların dini farklı zorla Kur’an dayatmayalım diye düşündük ama Gagavuz ekibinin, Zeki Müren’i diye anılan sanatçısı şimdi ismini hatırlayamıyorum ekinin de başı idi “Bize neden Kuran vermediniz. Verseydiniz okurduk bizde öğrenirdik.” Dedi. Ben de “Kendi dinlerini bize dayatıyorlar diye düşünülmesin diye vermedik.” Dedim. “Yanlış düşünüyorsunuz. Biz de öğrenelim Kuran ne yazıyor. Belki biz de sizin dininizi seçeriz.” Dedi. Ertesi gün hemen Gagavuz ekinine de Kuran’ın Türkçe mealini alıp hediye ettik.

O gün programdan sonra Dr. Sadık Ahmet ve eşi Işık Hanım iki ay sonrasına konferans vermeye geldiğinde daha uzun süre kalacağına söz vererek Kütahya’dan ayrıldı.

26 Şubat günü kara bir haberle uyandık güne. Ermeniler Hocalı soykırımı yapmıştı. Ermeni güçlerinin, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasına girerek sivilleri hedef aldığı saldırıda, resmi rakamlara göre 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 Azeri hayatını kaybettiği gece Ilıca Harlek Otelde kalan Türk Dünyası ekibi bu kara haberle uyandı. O gün biz her yeri Azerbaycan bayrakları ile donattık ve Türk Dünyası ekinini hüzünlü bir şekilde İstanbul’a uğurladık.

Birkaç gün içinde de Kütahya meydanında Saat kulesinin de olduğu bir park yapıldı, o parkta biz Azerbaycan’a destek ve Ermemeleri telin mitingi düzenledik.
Kütahya Belediye Başkanı Merhum Halil İbrahim Özkaraca mitingde yaptığı konuşmada yeni açılan parkın adının Azerbaycan parkı olduğunu ilan etti.
İki ay sonra Dr. Sadık Ahmet konferans vermek üzere tekrar konuğumuz oldu. Bu defa Kütahya’ya ayak basar basmaz ilk işi Ulu camide iki rekât şükür namazı kılmak istedi.

Dr. Sadık Ahmet’e eşlik ettim. Önce protokol ziyaretlerini gerçekleştirdik. Kütahya Belediye Başkanı Azerbaycan parkının resmî açılışını Dr. Sadık Ahmet’e yaptırdı. Hemen ardından eski otogarın karşısındaki mahalleye yapılan Trafik Eğitim pistine “Dr. Sadık Ahmet Trafik Eğitim Pisti” adını vererek oranın açılışını yaptırdı.


Sonra dünyaca ünlü Kütahyalı Ressam ve Neyzen Ahmet Yakupoğlu’ nu ziyaret ettik. Evinde bizi ney taksimi ile mini konser vererek karşılayan Ahmet Yakupoğlu, her misafirine özen gösterir ama Dr. Sadık Ahmet’e çok özel ilgi gösterdi, ona yaptığı yağlı boya tablolardan birisini hediye etti.

Ressam ve Neyzen Ahmet Yakupoğlu tarafından 1973 yılında evinin yanındaki kendi arsasına yaptırdığı Çinili camiini gezdirdi. Yapı tarzı ve süsleme üslubuyla Orta Asya Türk mimarisinden bir esintiyi yansıtan Çinili Camii, sekizgen iki katlı ve tek kubbeli olan yapının içi kalem işi süslemelerle, dışı ise özel üretim mavi Kütahya çinileriyle süslenmiştir ve camiinin içi ve dışı Ahmet Yakupoğlu’nun el emeği, göz nuru bir şaheserdir. Dr. Sadık Ahmet ’de Çinili camiye ve yağlı boya tablolara hayran kaldı. Ney dinletisiyle de mest oldu.

Konferans öncesi devamlı evladı Fatiha’n olan muhacirleri, Kütahya, Afyon, Eskişehir, Uşak ve Bilecik ‘teki muhacir köylerini, özellikle de memleketim Emirdağ’daki muhacir köylerini, onların hangi tarihlerde geldiğini uzun uzun konuştuk. O dönemde Tarım Kredi Kooperatifleri Kütahya Bölge Müdürlüğünde idareci olduğum için, yukarıda saydığım vilayetler Bölge Müdürlüğümüzün faaliyet sahasında olduğu için özellikle de köylerin yapısına hâkimdim. Dr. Sadık Ahmet müthiş bilgiliydi. Tartışmasız Batı Trakya Türklerinin lideriydi. Liderlik kolay olmuyor, bilgisi, derin, ufku geniş, güçlü bir vizyonu vardı rahmetlinin.

“Benim önüme bir tabak iyi yemek koyup da boynumdan istedikleri yere çekeceklerse, dağdaki zayıf kurt gibi yaşamayı, o hali vakti yerindeki köpeğinkine tercih ederim” diyerek dik duruşunun timsalini sergiliyordu.


Cezaevine götürülürken bile; “Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak bir suç ise, burada tekrar ediyorum. Ben bir Türk‘üm ve öyle kalacağım. Bu mesajımla Batı Trakya azınlığına sesleniyorum ve Türk olduklarını unutmamalarını söylüyorum. Haklarımızı bir gün mutlaka alacağız.” Diyerek kararlılığını sergiliyordu.

Sadık Ahmet Gümülcine’nin Sirkeli köyünde doğup, ilköğrenimi köyünde, orta öğrenimini ise il merkezindeki Celal Bayar Lisesi’nde tamamladı. 1966-1967 öğrenim yılını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde geçirdikten sonra, Selanik üniversitesi tıp fakültesine girdi. 1974 yılında aynı fakülteden hekim olarak mezun olduktan sonra, 34 ay süren askerlik görevini yerine getirdi. Bunun ardına, bir yıllık zorunlu hekimlik hizmetinden sonra 1978 yılında Batı Trakya’ya dönüp cerrahlık ihtisasına başladı. Cerrah unvanını 1984 yılında edindi ve aynı dönemde Batı Trakya Türklerinin toplumsal sorunlarına eğilmeye başladı.

Bu sorunların başında Yunanistan’ın Batı Trakya Türk azınlığının etnik kimliğini tanımaması ve onun yerine Lozan Antlaşması’na sığınarak dini kimliği kullanması gelir. Bunun yanı sıra, çoğunluğu çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşan Batı Trakya Türklerinin topraklarının kamulaştırılması, insan haklarına aykırı olarak 1955-1998 yılları arasında Yunanistan vatandaşlık yasasının 19. maddesi gereği 46.638 Batı Trakyalı ve On İki Adalı Türk’ün vatandaşlıktan çıkarılması ve Lozan Antlaşması’na aykırı olarak Batı Trakya Türk azınlığının eğitim kurumu kurup denetleyememesi ve dini önderini seçme hakkının gasp edilmesi diğer önemli sorunlar arasındadırlar.


İlk olarak 1985 yılında, Batı Trakya Türklerinin sorunlarını uluslararası kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir imza kampanyası başlattı ve 8 Ağustos 1986’da bunun üzerine tutuklandı. Engellemelere rağmen, 15.000’e yakın imza toplamayı başarmıştı.

Sonraki yıl, 25 Eylül’de Selanik’te bulunan İnsan Hakları üyelerine Batı Trakya Türklerinin sorunlarını açıklayan bildiriler dağıttı ve dolayısıyla 30 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar uluslararası kuruluşların baskıları nedeniyle hala Yunanistan yüksek mahkemesinde temyiz halinde bulunmaktadır.

18 Haziran 1989 genel seçimlerinde Batı Trakya Türklerinden seçilen ilk bağımsız milletvekili oldu, ancak çok sürmeden milletvekili adaylığı iptal edildi. 26 Ocak 1990 tarihinde gerçekleşen bir konuşmasında, Batı Trakya Azınlığı ile “Türk” sıfatını kullanmasından ötürü tutuklandı ve Selanik Dudullu hapishanesinde 2 ay geçirdikten sonra cezasının kalanı paraya çevrilip serbest bırakıldı.

8 Nisan 1990’da ikinci kez bağımsız milletvekili seçilen Sadık Ahmet, Batı Trakya Türklerini temsil eden ilk siyasi parti olan Dostluk, Eşitlik, Barış (DEB) partisini 13 Eylül 1991’de kurup genel başkanlığını üstlendi. Bunun üzerine 1993’de seçim yasasında değişikliğe gidilerek, seçimlere katılan partilere %3’ü geçme zorunluluğu getirildi. Yunanistan nüfusunun %1,5-2’sini oluşturun Batı Trakya Türk Azınlığı ile DEB’ in Meclis’e girmesi böylece engellendi.

Sonraki yıllarda, Yunan makamlarının caydırıcı politikasının devamına rağmen, Sadık Ahmet, ülke içinde ve uluslararası ortamlarda Batı Trakya Türklerinin sorunlarını başarı ile dile getirmeye devam etti. 24 Temmuz 1995’de Lozan Anlaşmasının 72. yıldönümünde şüpheli bir trafik kazası ile hayatını kaybetti.

Cenazenin kaldırıldığı gün resmî görevli olarak Serhat şehrimiz Edirne’deydim. Hemen sınırı aşıp cenazesine bizzat katılmayı çok arzu ederdim ama imkânım olmadı. Ancak Selimiye camiinde kalabalık bir cemaat ile gıyabında cenaze namazını kılabildim.

Ruhu şad olsun, nur içinde yatsın. Davası davamızdır.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...